1. YAZARLAR

  2. Fatma ULUSOY

  3. Bu Ülkenin Verdiği Hakları İstemeyen Kadınlara İthafen
Fatma ULUSOY

Fatma ULUSOY

Yazarın Tüm Yazıları >

Bu Ülkenin Verdiği Hakları İstemeyen Kadınlara İthafen

A+A-

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü yaklaşırken Türkiye’de bazı kadınların Arap ülkelerine olan özentilerini, Sudi Arabistan, Afganistan, Suriye, İran, Irak gibi ülkelerdeki kadınlar gibi yaşamak istediklerini duyunca kulaklarıma inanamıyorum. Kocalarının üstlerine kuma getirmelerini tavsiye eden, erkeklerin attığı dayaklardan gocunmamak gerektiği, vurduğu yerlerde güller biteceğini söyleyen, kadınların erkeklerin kölesi, cariyesi olduğunu, yalnızca onlara hizmet için doğduğunu söyleyen kadınları görünce yaşadığım şoku anlatamam. Bu tür şeyleri yalnızca erkekler söylese anlayabileceğim, nede olsa kendi çıkarları için konuşuyorlar diye, ama kadınlar bunu söyleyince bunun yalnızca bir akıl tutulması olduğunu düşünüyorum. Böyle şeyler söyleyen kadınların aklından da şüphe ediyorum aslında.

Türkiye Cumhuriyeti devletinde doğup büyümüş kadınlar olarak bizlerin şu an ki yaşantımızın kıymetini bilmesi mümkün değil ne yazık ki. Çünkü seçme seçilme hakkı, eğitim hakkı, çalışma hakkı, özgürce yaşama hakkı ile dünyaya geldik. Dünyadaki pek çok kadının aksine Bu haklara sahip olabilmek içini savaş vermemize gerek yoktu.

Yalnızca nüfus sayımında erkekler ile büyük baş hayvanların sayıldığı, kadının insan yerine sayılmadığı, kadının tek başına şahitliğinin bile kabul edilmediği, mirasta bile erkek kardeşinin yanında yalnızca üçte bir hakkının olduğu, mal gibi alınıp satıldığı, üstüne kumaların getirilebildiği, kocasının üç kere boş ol demesiyle sokağa öylece atılabildiği bir devlette dünyaya gelmedik. O nedenledir ki bu gün bir çoğu için bu hakları elinin tersiyle itmesi, değerinin farkında olmaması çok doğal.

Oysa daha Kurtuluş Savaşından yeni çıkmış ve yaralarını sarmak için çalışırken, yeni bir devlet inşa etmek için çabalarken, bu mücadelede kanını canını ortaya koyan kadınlarımızı da unutmayan Mustafa Kemal Atatürk sayesinde dünyadaki pek çok kadından önce bir çok hakkımıza kavuştuk.

5 Aralık 1934 yılında yani Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında seçme ve seçilme hakkına kavuşmuş her kadının Atatürk’e borcu olduğu unutulmamalı. Bu gün Atatürk’e her türlü hakareti eden, sayıp söven kadınlar, özgürce bu düşüncelerini bile söyleyebiliyorlarsa, köle gibi alınıp satılmıyorlarsa, eğitim alabiliyorlarsa, çalışabiliyorlarsa ki köşe yazarı olduğunu sanan bazı zavallı kıt beyinli kadınlar köşe yazılarında ona bunu yazabiliyorlarsa, bunların hepsini Atatürk sayesinde yapabildiklerini unutuyorlar.

Öyle yaşantıyı tercih eden kadınlara da saygı duyarım, ancak unutulmamalıdır ki, bu ülkede yaşayan her kadın insan yerine konuluyor, seçme ve seçilme hakkı bulunuyor, insanca yaşama hakkına sahip, medeni kanunlarımızla eşlerinizle eşit haklar ve üstünüze kuma getirilmemesi sağlanıyor, üç kelime ile sokak ortasına atılmamanız sağlanıyor, tüm kardeşler anne-babalarının mirasında eşit haklara sahipler, tüm kız çocukları da erkek çocukları gibi okutuluyor, Kadınlar kızlar mal gibi alınıp satılmıyor, istedikleri işlerde çalışabiliyor. İstedikleri kişi ile evlenebiliyor.

Türkiye Cumhuriyetinde bu şartlarda yaşamak istemeyen tüm kadınları istedikleri şartları sağlayan ülkelere yerleşmeye, oralarda yaşamaya davet ediyorum. Bu konuda size kötü bir haberde vermeyi borç biliyorum, Sudi Arabistan’da kadınların ehliyet alabilmesi için yasa çıkarılması planlanıyormuş, bir de sinema yasağının da kaldırılması gündemdeymiş. Bu arada bir dip not, sinema salonlarının kadınlara açık olup olmayacağı bilinmiyor. Bu ülkeye gitmeyi düşünüyorsanız bir daha düşünün derim.

Yazımı Mustafa Kemal Atatürk’ün bir kaç sözü ile noktalamak istiyorum.

“Bir toplum, bir millet erkek ve kadın denilen iki cins insandan meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça, diğer kısmı göklere yükselebilsin!”

“Kadınlarımız için asıl mücadele alanı, asıl zafer kazanılması gereken alan biçim ve kılıkta başarıdan çok; ışıkla, bilgi ve kültürle, gerçek faziletle süslenip donanmaktır! Ben muhterem hanımlarımızın Avrupa kadınlarının aşağısında kalmayacağı aksine pek çok yönden onların üstüne çıkacak ışıkla, bilgi ve kültürle donanacaklarından asla şüphe etmeyen ve buna kesinlikle emin olanlardanım.”

“Tarlalarda erkeklerle birlikte çalışan, kasabalarda pazar yerine giden, yumurta ve tavuğunu satan, ondan sonra kendisine gerekenleri bizzat satın alan, çalışmalarının hepsinde kocalarına yardımcı olan kadınlar!.. Ben bu kadınlar arasında kocalarından daha iyi işten anlayanlara ve hesap yapanlara rastladım.”

“Milletimiz güçlü bir millet olmaya azmetmiştir. Bunun gereklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükselmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir.”

“Dünyada hiç bir milletin kadını “Ben Anadolu Kadınından fazla çalıştım. Milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte Anadolu Kadını kadar emek verdim,” diyemez!”

“Ey kahramanTürk kadını, sen yerde sürüklenmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın.”

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum