1. HABERLER

  2. ASAYİŞ

  3. Özel Kuvvetler Komutanlığındaki olaylara ilişkin davada ara karar
Özel Kuvvetler Komutanlığındaki olaylara ilişkin davada ara karar

Özel Kuvvetler Komutanlığındaki olaylara ilişkin davada ara karar

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Gölbaşı'ndaki Özel Kuvvetler Komutanlığının ele geçirilme teşebbüsüne...

A+A-

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Gölbaşı'ndaki Özel Kuvvetler Komutanlığının ele geçirilme teşebbüsüne ilişkin 69 sanığın yargılandığı davanın üçüncü gününde ara kararını açıklayan mahkeme heyeti tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı 24 Nisan'a erteledi.

Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesince görülen dava 28 Şubat'ta başlamıştı. 3 gün süren davada 69 sanıktan 25'inin savunması dinlenildi. Davanın bugünkü celsesinde sanıkların savunmalarının alınmasının ardından mahkemeye heyeti talepleri dinledi. Müşteki olan şehit Astsubay Ömer Halisdemir'in eşi Hatice Halisdemir'in avukatı söz aldı. Hatice Halisdemir'in avukatı, "Sanıkların "Şehit Ömer Halisdemir'de verilen emri yerine getirdi, bizde verilen emri yerine getirdik" ifadelerini kullanmamalarının talep ediyoruz. Bu ifadelerin şehit Ömer Halisdemir'in anısını lekelediğini düşünüyoruz" diyerek sanıkların bu ifadeyi kullanmamasını talep etti. Daha sonra müdafi avukatlarına söz hakkı verildi. Müdafi avukatları sanıkların tahliyelerini talep etti.

Avukatların beyanlarının alınmasının ardından davanın savcısı Mustafa Manga mütalaasını açıkladı. Manga, tutuklu sanıklardan Adem Doğan'ın olaylardan dolayı tek bacağını kaybetmesi ve bacağında protez bulunması, cezaevi şartlarının uygun bulunmaması nedeniyle tahliyesine karar verilmesine, Adem Doğan dışındaki diğer sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

MAHKEME HEYETİ ARA KARARINI AÇIKLADI

Verilen 10 dakikalık aranın ardından mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tüm tutuklu sanıkların üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, bir kısım sanıkların savunmalarının alınmaması ve delillerin tam olarak toplanamamasından dolayı tüm tutuklu sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmanın 24-25-26 Nisan tarihleri arasında görülmesine karar verdi. Mahkeme heyeti sanıkların ByLock kullanıp kullanmadığı yönünden tespitin yapılması için Cumhuriyet Başsavcılığına müzakere yazılmasına hükmetti.

Savunma yapan sanıklardan Astsubay Gürbüz Türk, elektronik ve haberleşme bakım işlerinden sorumlu olduğunu anlatarak, 15 Temmuz 2016 günü 16.30'a kadar mesaisine devam ettiğini belirtti. Etlik'te bulunan eşi ve kızını aldıktan sonra Oran'da bulunan evine gittiğini söyleyen Türk, evde televizyonu açtığında İstanbul'da köprünün askerler tarafından kapatıldığı gördüğünü, darbeyi bu şekilde anladığını öne sürdü. Türk, gece boyunca evinden ayrılmadığını belirterek, "Bu süre zarfında Bölük Komutanım Mesut Yeşilyurt ve askeriyedeki arkadaşlarımla telefon konuşmam olmuş olabilir, hatırlamıyorum. 17 Temmuz günü öğleden sonra mesaiye çağrıldık. Daha sonra Özel Kuvvetler Komutanlığına gittim. 17-22 Temmuz arasında atölyeden ayrılmamıza izin verilmedi. Mesut Yeşilyurt karargahtan çağrıldığımı, ifademin alınacağını söyledi. Daha sonra da tutuklandım. Yanımdaki astsubaya emir verilerek ellerim ve gözlerim bağlanıp bir odaya alındım" diye konuştu.

Türk, sorgu esnasında kendisinden sorumlu olan "abi'nin kim olduğu, çocuklarının FETÖ'nün okuluna gidip gitmediğinin sorulduğunu ifade ederek, Bana, "Elimizde liste var. Söylediklerimizi onaylamazsan seni 50 şehidin olduğu Özel Harekata atarız" dediler. Bende bana dayattıkları isimleri kabul ettim. Sürekli ağlama ve inleme seslerinin olduğu bir yere götürüldüm. Tehdit nedeniyle bana dayattıkları isimleri polis ifadesinde söyledim. Gölbaşı'ndaki ifadem doğru değildir, kabul etmiyorum. Benim FETÖ ile herhangi bir ilgim yok. Darbe girişimine katılmadım, hiçbir aşamasında yer almadım. Bir asker olarak darbeye karşıyım, demokrasiden yanayım. İddianamede dayatılan suçları kabul etmiyorum" şeklinde konuştu.

FETÖ İLE BAĞININ OLDUĞUNU İŞKENCE ALTINDA SÖYLEDİĞİNİ İDDİA ETTİ

Mahkeme Başkanı İsmail Ademoğlu, sanık Türk'ün önceki ifadesini okudu. Ademoğlu, "Önceki ifadende, "Benim 1994 yılından beri FETÖ ile irtibatım vardır. Aylığımdan belli bir miktarı Oğuz isimli şahısa Ankara Eryaman'daki evinde buluşarak veriyordum. Şuan bu hizmet hareketine katıldığım için çok pişmanım" demişsin. Bunları kabul etmiyor musun?" sorusunu yöneltti. Türk, okunan ifadeleri kabul etmediğini, ifadesini işkence altında verdiğini iddia etti.

Türk, Astsubay Ömer Halisdemir'in şehit edilmesine ilişkin yargılanan tutuklu sanıklardan Mihrali Atmaca ile aynı koğuşta kaldığını belirterek, "Mihrali Atmaca bana Ümit Bak'ın üzerinde çıkan listede 12 kişinin ismi olduğunu, benim ismimin listede yer almadığını söyledi. Ben bu listeye ismimin sonradan eklendiğini düşünüyorum" dedi.

"GÜLEN'İ İYİ BİR LİDER OLARAK ANLATMASINDAN DOLAYI ORANIN CEMAAT EVİ OLDUĞUNU ANLADIM"

Tutuklu sanık Uzman Çavuş Halil Kuş, diğer sanıklardan Yasin Delibaş isimli kişinin ifadesinde, kendisiyle beraber cemaat sohbetlerine gittiklerini ifade ettiğini söyledi. Delibaş'ın kendisini 2 kez bir eve çağırdığını anlatan Kuş, "İlk gittiğimde evin nasıl bir yer olduğunu, neler yapıldığını fark edemedim. İkinci gittiğimde orada kendisini öğretmen olarak tanıtan Hüseyin isimli bir kişi Fetullah Gülen'den bahsetmeye başladı. Gülen'i iyi bir lider olarak anlatmasından dolayı oranın cemaat evi olduğunu anladım. Gülen'i daha önce basından duyduğumdan dolayı oradan çıktım. Yasin Delibaş korktu ben böyle yapınca, bir daha da çağırmadı. Bu evi ve Yasin Delibaş'ı üst amirlerime bildirmem gerekiyordu ama anlatamadım. Söylemedim öyle kaldı" ifadelerini kullandı.

15 Temmuz günü mesai bitiminin ardından Yasin Delibaş'ın aracıyla karargahtan ayrıldıklarını, beraber yemek yeyip çay içtiklerini anlatan Kuş, daha sonra evine gittiğinde televizyondan İstanbul'da köprünün askerler tarafından kapatıldığını gördüğünü söyledi. Kuş, bir müddet sonra kapısının çaldığını ifade ederek, "Polis olan arkadaşım Hanifi "Beni acil olarak bürodan çağırıyorlar. Beni götürür müsün?" dedi. Bende vatandaşlık görevim gereği onu bıraktım. Yolda giderken sürekli telefonla konuşuyordu. Ona ne olduğunu sorduğumda "Durumun belli olmadığını, bir terör olayı ya da darbe girişimi olayı olduğunu" söyledi. Bende "Darbe olayı olsa haberim olur, öyle bir şey yok" dedim. Tekrardan hızlı bir şekilde evime geldim. Evimde sabaha kadar bekledim. 16 Temmuz sabahı nöbetçi olduğumdan dolayı sicil amirimi aradım kışlaya gidecek miyiz diye" şeklinde konuştu.

Kuş, darbe gecesi Özel Kuvvetler Komutanlığında bir olayın olduğunu duymadığını, bilmediğini öne sürdü. Sabah olduğunda Özel Kuvvetlere gittiğini söyleyen Kuş, yeni yeni Özel Kuvvetler Komutanlığının kontrol altına alındığını belirtti. Kuş, 27 Temmuz'a kadar normal mesaisine devam ettiğini ifade ederek, "Ümit Bak'ın listesinde ismim olduğu söyleniyor. Ben 27 Temmuz'a kadar normal mesaimi yaptım. Bir liste olsaydı ilk önce o listelerdekiler alınırdı. Ben izin için gittiğimde listeye bakılıyordu, sonra izne çıkabiliyorduk. 27 Temmuz'da istihbarat şubeye gideceğim, orada ifademe başvurulacağı söylenildi. İstihbarat şubeye gider gitmez beni tutukladılar. Orada sorgulamama geçildi. Ben FETÖ ile bağlantımın olmadığını, darbe ile bir ilişkim olmadığını söyledim ama aldırış edilmedi. Yasin Delibaş'ın beni bir eve götürdüğünü, oranın FETÖ evi olduğunu bilmediğimi beyan ettim onlara. Darbe ile bir ilgim yoktur, beraatimi talep ediyorum" diye konuştu.

(Abdullah Sarıca /İHA)

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.