1. YAZARLAR

  2. Av. Çağdaş EKER

  3. 100 Yılda Değişenler, Değişmeyenler...
Av. Çağdaş EKER

Av. Çağdaş EKER

Avukat
Yazarın Tüm Yazıları >

100 Yılda Değişenler, Değişmeyenler...

A+A-

(23 NİSAN’ın 100 üncü YIL ANISINA...)

2019-2020-2021-2022 ve 2023 yılları bu ülkede yaşayan herkes için ayrı bir yere sahip... Kanaâtimce bu yılları yaşayan bu ülkenin mensûbu her insan da ziyadesiyle şanslı; zira 15 Mayıs 1919 İzmir’in İşgâli, bir gün sonra Bandırma Vapuru ile başlayan yolculuğun 19 Mayıs 1919’da Samsun’da son bulması gibi son dönem Türk tarihinde yaşanan bir sürü büyük olaya bağlı olarak; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN mayalanması, yoğrulması ve kurulmasının kilometre taşlarının her birinin 100. yıllarını idrak ediyoruz hep birlikte...

1 yıl kadar evvel Samsun’da, görkemli bir törenle bütün siyasî liderlerin katılımı ile Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 100. Yılını kutladık.

27 Aralık 2019 tarihinde ABB Başkanımız Sayın Mansur YAVAŞ’ın organizesi ile Atatürk’ün Ankaraya gelişinin 100. Yılını görkemli törenlerle kutladık. 

Anadolu Coğrafyasında, 1071’den bu yana 1.000 inci yıla doğru yol aldığımız yolculukta şimdi sırada TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN kuruluşundaki en önemli ve büyük olaylardan birisi olan Büyük Millet Meclisinin (O zamanki adı BMM idi, sonradan TBMM oldu) açılışının 100 üncü yılını büyük bir görkem ve coşku ile kutlamak var. 

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş serencamında mühim mihenk taşlarından birisi TBMM’nin açılışıdır. Peki TBMM’nin açıldığı 23 Nisan 1920 gününden tam 100 yıl sonrasına yani bugüne, 23 Nisan 2020’ye neler değişti, neler aynı kaldı...

23 Nisan 1920 günü mübarek bir cuma gününe denk gelmiş idi. Daha doğrusu, Meclis’in Cuma günü Hacı Bayram-ı Velî Camiinde kılınacak bir Cuma namazına müteakip dualarla açılması uygun görülmüş idi. TBMM’mizin 100 üncü yaş günü de yine böyle bir mübarek güne, Ramazan’ın başlangıcına tesadüf etti.

100 yıl evvel TBMM, yokluklar, darlıklar, sınırlı imkanlar içerisinde büyük bir coşku ile açılmıştı. Bugün de zorunlu olarak evlerimizde olmamızdan kaynaklı sınırlı imkânlara rağmen TBMM’nin açılışı büyük bir coşku ve görkem ile kutlanıyor. Herhalde zorluklar, yokluklar, kısıtlı imkânlar büyük Türk Milletinin yaptığı işe yönelik şevkini ve aşkını daha da arttırıyor...

Aradan geçen 100 yılda her iki 23 Nisan’ın da mübarek günlere denk gelmesi ve kısıtlı-yokluk imkanlarında kutlanması yanında bir başka AYNI’lık daha var...

Atatürk’ü büyük yapan bir çok vasfı vardır. Ancak bana göre bu vasıfların en önemlilerinden birisi dışa dönük bir şahsiyeti olmasıdır. I. Dünya Savaşı sonrasında, Mondros Ateşkes Antlaşmasından sonra ülkemizde olan yöneticilerin kâhir ekseriyeti, Batıyı bir bütün olarak “Galip Devletler” olarak görüp onlarla baş edemeyeceğimizi düşünür iken Atatürk, Batılı Devletler  arasındaki dengeleri-çekişmeleri-güvensizlikleri iyi okudu. İçe dönüp içinde bulunduğumuz zor durumdan karamsarlığa kapılmadı. 

ÜMİTSİZ DURUMLAR YOKTUR. ÜMİTSİZ İNSANLAR VARDIR. BEN HİÇBİR ZAMAN ÜMİDİMİ YİTİRMEDİM.” sözü ile öyle sanıyorum yukarıda belirttiğim hususu anlatmakta idi Atatürk...

Asıl konumuza dönecek olur isek, içinde bulunduğumuz zor durum karşısında, Batı Dünyasının karşımızda tek blok olarak bulunmadığını doğru okumak önemli bir vasıftır. Keza, I. Dünya Savaşı sonunda SAVAŞ YORGUNLUĞU’nun yalnızca Osmanlı Devleti de dahil mağlup devletler olmadığını, savaşın kazananı olan devletlerin de ciddi şekilde yorulduğunu görmek ve okumak bir büyük insan olma âlâmetidir. 

23 Nisan 1920 tarihinden 23 Nisan 2020 tarihine bu hususta da çok bir şey değişmediğini görmek gerekir... İhtiyaç fazlası olduğu halde birbirine tıbbî malzeme göndermeyen Batılı devletler... Çin’den satın alınan tıbbî malzemeler kendi ülkesinden transit geçerken Zorla malzemelere el koyan Batılı Devletler... Çin’de ticareti bitirilip uçağa yüklenerek Almanya’ya doğru yola çıkacak tıbbî malzemeye 3 katı fazla para vererek satın alan ABD gibi birbirine kazık atan Batılı Devletler... 100 yılda kendi aralarındaki çekişme, güvensizlik ve açgözlülükte değişen hiçbir şey yok...

100 yıl önce 23 Nisan 1920 tarihinde, vahşi bir emperyalizm ve sömürge zihniyeti ile başta Misak-ı Millî sınırlarımız olmak üzere dünyanın dört bir yanına saldırarak insanî değerleri (yaşam hakkı, şeref-haysiyet, namus, mülkiyet hakkı, vb) hiçe sayan bir Batı vardı. 100 YIL İÇİNDE EMPERYALİZM (Devlet Sömürgesi), KAPİTALİZME (Çok uluslu şirketler sömürgesi) evrildi. Ancak 100 yıl sonra anlaşılıyor ki Batı zihniyeti yalnız işgal ettiği topraklardaki insan hayatını değersiz görmüyor, kendi vatandaşlarının sağlık ve hayatlarını da değersiz görüyor...

İşte dünya devi ABD... Parası ve sosyal güvencesi olmayan ABD vatandaşlarının Korona tedavisi hakkı bile yok ve Pandemi listesinde vaka ve ölüm sayısı ile açık ara önde görünüyor. Başta Irak ve Suriye olmak üzere dünyanın dört bir yanına savurduğu savaş bütçesinin kaçta birini sağlık sistemine ayırsa idi bu hazin tablo yaşanmazdı. Ne kadar petrol, bir ABD vatandaşının sağlığı ve hayatı eder sorusu anlamsız kalıyor. Doğru soru ise, KAÇ ABD VATANDAŞININ SAĞLIĞI PAHASINA BU VAHŞİ KAPİTALİZM SÜRMEYE DEVAM EDECEK...

İşte İngiltere, İşte Almanya, İtalya ve diğerleri.... Sağlık Sistemleri çökme noktasına gelmiş durumda... 100 yıl Öncesinin Emperyalizmi 100 yıl sonrasının Kapitalizmine evrilir iken BATI ZİHNİYETİNİN yalnızca hedef aldığı topraklardaki insan hayatını değil, kendi vatandaşlarının hayatını da hiçe saydığı ortaya çıktı. 

100 yılda değişmeyenler bunlar ... Peki değişenler neler...

Devletler eli ile yürütülen emperyalizm, çokuluslu şirketler eli ile yürütülen vahşi bir kapitalizm olarak değişti...

Kendi insanı da dahil İnsan hayatını hiçe sayan ahlaktan yoksun politikalar üreten Batı dünyası sorgulanmaya başlandı.

Virüsün, Çin’de mi, ABD’de mi yoksa Fransa’da mı bir labaratuarda üretildiği tartışılmaya başlandı.

Velhasıl, 100 yıl evvel dualarla açtığımız Meclis’te olduğu gibi “bundan sonra hiçbirşeyin eskisi gibi olmayacağı konuşulmaya başlandı.

100 yıl evvel İngiliz parlamentosu dahil dünyanın her yerinde, değişen tarihi akışın âmili olarak TÜRKLER konuşuluyor idi. Gazi Meclis’imizin ve Gazi Paşamızın yürüttüğü bir büyük savaşın sonuçları idi...

100 yıl sonra ise insanların sağlık endişesi ve can korkusu sebebi ile BUNDAN SONRA HİÇBİR ŞEYİN ESKİSİ GİBİ OLMAYACAĞI konuşuluyor... Varsın olsun. Bu sefer Türk Milleti olarak bizim etkimiz yok, ama 100 yıl sonra aynı günlere denk geldiği için söylemekte mahzur görmüyoruz; biz hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı durumlar oluşturmayı da oluşmuş durumlara göre vaziyet almayı da iyi biliriz...

Zaman hızlı akıp geçiyor.  Bir insan hayatı için çok uzun süre olan geçen 100 yıla rağmen değişmeyen şeyler aynı vahşi ve barbarlık düşünceleri, değişenler ise BU SEFER KENDİ TOPRAKLARINA, KENDİ VATANDAŞLARINA DOKUNAN AĞIR SONUÇLAR SEBEBİ ile SORGULANMAYA BAŞLAYAN BİR İŞLEYİŞ...

Bu vesile ile Gâzi Mareşal Mustafa Kemal Paşa önderliğinde 100 yıl önce bugün açılan Gâzi Meclis’imizin 100. Yaş gününü büyük bir coşku ile kutluyorum. Asırlık bir çınar olması sebebiyle ayrı bir sevinç duyuyorum. Salgın sebebi ile sokağa çıkma yasağına rağmen evlerde çekilen videolarla, balkonlara asılan bayraklarla tüm yurtta büyük bir coşku ile kutlandığını gördüğüm için ayrıca mutlu oluyorum. 

Nice 100 yıllara Gâzi Meclisimiz, nice yüzyıllara Cumhuriyetimiz... Sonsuza kadar vâr ol Türk Milleti, sonsuza kadar vâr ol Türkiye Cumhuriyeti...

Bâki selâm

Avukat Çağdaş EKER

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.