1. YAZARLAR

  2. Arda Engin

  3. Davranış Değişikliği Şart Ama Nasıl?
Arda Engin

Arda Engin

Arda Engin
Yazarın Tüm Yazıları >

Davranış Değişikliği Şart Ama Nasıl?

A+A-

İletişim, sürekli bir devinim içerisinde gelişen uçsuz bucaksız bir deniz... İletişimin tarihsel sürecini mağara duvarlarından başlatıp, kendini günbegün yenileyen macera dolu bir serüven olarak belirtmek yanlış olmaz düşüncesindeyim.

Sanatın kopmaz bir parçası, teknolojinin gelişmesi için kusursuz bir ortam ve kusursuz bir hedef olan  iletişim; sürekli çok hızlı yanlışlanması ile çağının iki adım önünde ilerleyen, fakülteleri sürekli artan, birçok bilimsel, sanatsal, kültürel disiplini içinde barından bir bilim dalı olarak da tanımlanabilir.

Modern bilimin, kültürün, sanatın, kısacası yaşamın var olmasını sağlayan bir araç olan iletişimin ana hedefi nedir? diye sorarsak:

İletişimi siyasal alanda kullandığımız  zaman “Propaganda”, ekonomik  alanda kullanırsak “Pazarlama, Reklam”, bilimsel alanda kullanırsak “Bilimsel Yayın, Makale, Kaynak”, Kültürel alanda “Sinema, Edebiyat, Müzik, Güzel sanatlar” alanlarını  kapsamı içine alabilen  etkin,  güçlü bir bildirme ve yönlendirme aracıdır denilebilir. Ya da şöyle tanımlayabiliriz:“Davranış değişikliği”. Yani bireylerin, küçük grupların ve/veya kitlelerin belirli davranışlarını değiştirmeye yarayan araç. 

Hangi alanda hangi teknik ve yöntem kullanılarak iletişim kurarsak kuralım en nihayetinde hedef, yönlendirme: Karşımızdaki kişinin başka bir siyasi partiye oy vermesi, başka bir deterjan kullanması, kültürel yaşamına yön veren başka bir bakış açısı, bilgi birikimini arttırmak, düşündürmek, sorgulatmak, bunun sonucunda yaşamınıza yön veren önerilerin  ikna güçleri doğrultusunda yön almanız... Ve günün sonunda rüzgarda  bir yaprak misali savrularak istenen mutlak sona ulaşmanız...

Evet tarihsel sürecin bir parçası olarak iletişim araçları; kapitalizmin en önemli yönlendirme silahı... Savaşların can alan atom bombası kadar etkili, sonuca ulaştıran saha taktiği... Bu yazıda olguyu biraz siyasal açıdan ele alalım ve dünya tarihinin kritik yerel ve/veya küresel bazdaki jenerik örneklerine bakalım;

Devrimci liderlerden Camilo Cienfuegos’un “İyi gidiyor Fidel” sözünün, kitleleri yönlendiren bir slogana dönüşmesini, ‘iyi bir davranış değişikliğine teşvik’ örneği olarak hatırlayalım... (Fidel Castro’nun basın- yayın üzerindeki cazibesi, becerisi ve devrim mücadelesi üçgeni, başlı başına bir iletişim tezi konusu...)

Mao, 02.Mayıs.1942’de düzenlenen “Sanat ve Edebiyat Üzerine Konuşmalar” konulu Yeman Forumu açılış konuşmasında ‘Sanat ve Kültür Ordusu’ndan bahsederken iletişimi, devrimin içselleşmesi ve toplum üzerinde oluşması beklenen davranış değişikliği aracı olarak  önemsediği  bir  yöntem olarak tanımlamış olduğunu görüyoruz... 

İspanyollar’ın “No Pasaran” sloganı ile direnişi nasıl örgütlediğine bakabiliriz... Yine Picasso’nun ‘Guernica’sının dünya üzerinde müthiş bir etki ile 83 yıl sonra bile vicdan muhasebesi yaptırdığını not etmek lazım. Bulunduğu konumdan yüzlerce kilometre ötede, hiçbir ilgisi olmayan bir olaydan bile haberdar olarak savaş karşıtı bir tutuma yönelen insan sayısının pek çok olduğunu tahmin edebiliyoruz...

1770’lerde Amerika Kıtası’nda bir başka örgütlenme biçiminde;  bildirilerin gücünü görüyoruz.  Örneğin; 1775’de Thomas Paine’nin 50 sayfalık bildirisi öne çıkanlardan. Bu broşür özellikle kararsızların, sonunda nasıl davranış belirlediklerinin net örneklerinden biri olarak tarihin sayfalarında yer alıyor... Ayrıca 1776’da Thomas Jefferson’un başkanlığındaki heyetin hazırladığı bağımsızlık bildirisinin içeriği; eyleme yönelişin sağlanması açısından bakıldığında da başlıca bir ders konusu... 

Nazilerin özellikle sinema perdesindeki “Seçkin Irk” söyleminin,  kitleleri nasıl coşturduğunu görüyoruz; Nazi iktidarından 6 yıl önce 1927’de, Alfred Rosenberg önderliğinde  “Alman Kültürü Nasyonel Sosyalist Derneği” kuruldu. Kurucular arasında tiyatro yönetmenleri, yazarlar, sanatçılar, din adamları ve akademisyenler göze çarpıyordu... Bu bağlamda iletişim Nazi propagandalarının içerik merkezi durumuna gelen dernek, çok büyük kitleleri etkisine alan iletişim çalışmalarının beyni durumundaydı, Halkı aydınlatma ve Propaganda Bakanlığı yapmış olan Goebbels‘in ve Alman Siyasetçi Göring gibi simaların ünlenmesine yol açtı... Böylece “Soysuzlaşmış Sanat” tanımı üzerinden Almanya’da kültürel bir devrim yaşanmaya başlamıştı... Yeni Alman’ın nasıl yaşaması gerektiği tane tane tanımlanıyordu...

1952’de  Mısır’lı devlet adamı Albay Cemal Abdülnasır’ın, kralığa son vermek için yaptığı  askeri bir operasyon ile gerçekleştirdiği  Cumhuriyet hükümeti ilanının hemen peşinden yaptığı ilk iletişim çalışmalarından birini; Cami ve Kiliseyi bir arada gösteren afişleri tüm Mısır sokaklarına asarak, barış söylem ve eylemi konusunda ciddi davranış değişikliği sağladığını hatırlayalım...

Tabii  ki dünya tarihi bu yazıya sığmayacak kadar çok örnekle dolu... 

Ama iletişimin hemen her dünya krizinden önce ve sonra tarih sahnesine çıktığı, bazen başarılı bazen ise başarısız davranış değişiklikleri sağladığı da net bir şekilde görülmekte.

El yıkamaktan, yemek yemeğe kadar en temel davranış biçimlerini bile değiştirme gücüne sahip bu araç, Covid-19 sürecinde biraz bocalasa bile, çok başarılı yerel uygulamalarını  da görüyoruz... Sağlıklı olmanın kitlesel bir reflekse dönüşmesinde iletişim çalışmalarının ne kadar önemli bir rol izlediğine, Kovid öncesi sürecin gerçekliklerini nasıl hızlı bir yanlışlamaya götürdüğüne anbean  tanık oluyoruz...

İletişim araçlarının; "Kovid’den sonra" diye tanımlayabileceğimiz K.S. döneminde hem mutlu insanlar hedefine ulaşmak, hem de öngörülebilen problemlerin çözümleri açısından yine tarihsel sürecin en önemli parçası olacağı kesin gibi... Tabii bu kez yanında ciddi bir veri toplama ve ölçme teknolojisi ile birlikte... Eğer bu veriler erdemli ve bilgili iletişimciler tarafından sağlıklı yorumlanır ve gerekli davranış değişikleri sağlanabilirse, korkulanın aksine dünya çok daha mutlu bir gezegen olabilir...

İletişim - ekonomi ilişkisinin,  bu tarihsel sürece ne denli etkisi olduğunu atlamamak gerek... İletişimin görsel ve işitsel boyutunun duygu durumları ve davranışlar üzerinde ne gibi etkin değişiklikler sağladığının altını kalın çizgiler ile çizerek  vurgulamalıyız.  Bu da ancak başka bir yazının tartışma konusu olacak sanırım...

 

Arda Engin
26.04.2020 / Kavaklıdere - Ankara

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.