1. YAZARLAR

  2. Av. Uğur Tarhan

  3. İnfaz Düzenlemesi Üsluplu Şekilde Tartışılmalıdır
Av. Uğur Tarhan

Av. Uğur Tarhan

Avukat
Yazarın Tüm Yazıları >

İnfaz Düzenlemesi Üsluplu Şekilde Tartışılmalıdır

A+A-

Kamuoyunda “infaz indirimi” ya da “af” olarak bilinen Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da değişiklik yapılmasında ilişkin kanun teklifi, meclis adalet komisyonunda kabul edildi. Önümüzdeki günlerde meclis genel kurulunda görüşülerek oylanacak ve kabul edildiği takdirde yasalaşacak.

Bu teklif, cezaların infazına yeni düzenlemeler getiriyor. Dolayısıyla yargılaması devam eden tutuklu sanıkları değil, cezaları kesinleşmiş hükümlüleri ilgilendiriyor. 

Ancak teklifte sadece infaz kanununa ilişkin değişikler yok. Türk Ceza kanununda da bazı değişiklikler yapılıyor. Örneğin; örgüt kurma suçunun cezası iki yıl - altı yıldan, dört yıl - sekiz yıla yükseltiliyor, tefecilik suçu için öngörülen cezanın üst sınırı beş yıldan altı yıla çıkarılıyor.

Yeni infaz düzenlemesi yasalaştığı takdirde, 30 Mart 2020 tarihinden önce işlenmiş (terör, işkence, örgütlü suçlar, adam öldürme, cinsel saldırı, uyuşturucu ticareti hariç) suçlardan hüküm giymiş kişilerin aldıkları cezanın yarısından 3 yıl denetim süresi düşülecek ve böylece çok sayıda hükümlüye tahliye yolu açılacak. Örneğin, 10 sene ceza almış bir hükümlü, 2 sene cezaevinde kalmışsa tahliye olacak. Ancak 30 Mart 2020 tarihinden işlenmiş suçlarda ise denetimli serbestlik süresi cezasının yarısının 1/5’i ile sınırlı olacak. 

Bunun yanı sıra, hali hazırda açık cezaevine bulunan ya da bu hakkı kazanan (sadece terör mahkumları hariç) hükümlüler 2 ay izinli sayılacak. Bu süre, Adalet Bakanı tarafından dört ay daha uzatılabilecek. 

65 yaşını doldurmuş yaşlılar, 0-6 yaş arası çocuğu bulunan kadınlar ve adli tıp raporu çerçevesinde kendisine bakamayacak durumda olan hastalar, cezalarını evlerinde tamamlayacaklar. Düzenlemeyle ayrıca infaz hakimliği müessesinin görev ve yetkileri genişletiliyor.

İnfaz düzenlemesi yasası AKP ve MHP’nin ortak teklifi olarak meclise sunuldu. Uzun süredir gündemde olan yasanın temel gerekçesi cezaevlerinin kapasitesinin üzerinde dolu olması ve korona salgını nedeniyle ortaya çıkan sağlık riski olarak ifade edildi.

Bu gerekçenin haklılık payı olduğu yadsınamaz bir gerçek ancak bu durum yasanın eleştirilmeyeceği anlamına gelmiyor. Zira bu yasayla yaklaşık 100 bin hükümlü (yani suç işlediği mahkeme kararıyla kesinleşmiş kişi) tahliye olarak toplumun arasına katılacak.

Tahliye olacak kişiler arasında teröristler yok ama örneğin hırsızlık, yağma, dolandırıcılık vb. suçlardan hüküm giymiş çok sayıda kişi var.

Siyaset kurumu, toplumu doğrudan ilgilendiren bu durumu tartışmak ve temsil ettikleri toplumsal kesimler adına endişelerini, eleştirilerini, uyarılarını dile getirmek zorundadır.

Yasaya ilişkin eleştirilerin tonu sert, içeriği haksız olsa bile dinlenmeli, dikkate alınmalı ve üsluplu şekilde cevap verilerek endişeler ve eksiklikler giderilmelidir.

Özellikle salgın hastalık nedeniyle ortaya çıkan sağlık riski nedeniyle infaz yasasında bir takım düzenlemeler yapılması zorunlu hale gelmiş olabilir ancak tekraren ifade ediyorum ki bu durum yasanın eleştirilmesine mani değildir. Herkes iktidarın bileşenleriyle aynı şekilde düşünmek zorunda değildir. 

İnfaz düzenlemesinin mecliste yapılacak görüşmelerinde muhalefetin önerilerinin dikkate alınmasında kamusal yarar vardır.

Asıl mesele cezaevinden tahliye olanların topluma uyum sağlaması ve yasalara uygun şekilde yaşamasını sağlayacak bir düzenin kurulmasıdır.

Kendisi de bir avukat olan, Hindistan Bağımsızlık Hareketinin Lideri Mahatma Gandhi’nin güzel bir sözüyle yazımızı bitirelim: “Kanunlara dayanan adli muhakemelerden, daha büyük bir muhakeme vardır ki, bu da her kişinin kendi vicdanıdır.”

Av. Uğur TARHAN

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.