1. YAZARLAR

  2. Arda Engin

  3. Yalanın Er Ya Da Geç Ortaya Çıkmak Gibi Kötü Bir Huyu Var...
Arda Engin

Arda Engin

Arda Engin
Yazarın Tüm Yazıları >

Yalanın Er Ya Da Geç Ortaya Çıkmak Gibi Kötü Bir Huyu Var...

A+A-

Resmi yalanlar (ya da gizli gerçekler) 50 yıl sonra açıklanıyor... Dünyada genel teamül böyle...

Alan Turing; Bir matematik dehası. Matematikçi ekibi ile geliştirdikleri gizli mesajları şifreleyen ve çözen “Bombe Enigma” ile şifreleri kıran ekibin başı... Çözdükleri Nazi denizaltı şifrelerinin arasından, müdahale önceliğini seçmek zorunda kalarak; hem ölümlere göz yumup hem de savaşın 2 sene önce zaferle sonuçlanmasında önemli rol oynayan çalışmanın lideri... Gay olduğunu saklayamayan ama “Bombe Enigma”nın tüm sırlarını mezara götürebilen biri... 

Turing’in Bletchley Park’ta (Birleşik Krallık şifre çözücüleri tarafından kullanılan üs) yaptığı çalışmalar, ölümünden yaklaşık 50 yıl sonra resmen kabul gördü. Bu çalışmalar, şu anda kullandığımız bilgi sayan ve bilgileri yorumlayan cihazların ilk öncülerinden...

Bazı bilinen Amerikalı yönetmenler, resmi tarihin 50 yılı  boyunca saklanan gerçekleri önce sinema perdesine yansıtmışlar, ardından TV tartışma programlarında bu konu gündeme gelmiştir. Gerçeklerin uzun süre saklanma sebepleri geleceği düşünmeden günlük hesap kitap tablosu içerisinde mantıklı gelebilir. Bu mantık, siyasi erklerin uzun vadeli olumlu hesaplarını korumayı içerebilir. 

İngilizlerin yaptığı gibi, savaşı kazanmak uğruna bir kısım Nazi saldırılarının önceden bilindikleri halde saklanmaları gerçek bir örnek. Ya da Orta Çağ ilkelliğinde “Veba” salgınına çare bulmak için hastalara uygulanan deneylerin kilise tarafından saklanması. Kimi zaman kan kanserine deva bulmak için araştırma materyali olarak kadavra arayan bilim insanlarının zorla insanların kanlarını almaya çalışırken ölümlere yol açmaları ve “Drakula” efsanesinin arkasına sığınmaları  gibi. Soğuk savaş döneminde gök cisim deneylerini, UFO safsataları ile açıklayıp kitleleri inandırmak gibi, daha onlarca örnek verilebilir... Geçmişte yaşanan toplumsal, siyasi, bilimsel birçok olayın iç yüzü, kullanılan yöntemler, o günün koşulları gereği saklanmış fakat saklı kalamamış...

Kimi iktidarlar da diğer bir nedenle; hükümranlıklarını korumak adına, birçok yalan söylemiş, Göbels  gibi usta yalancılar ortaya çıkarmışlar. Hiç de, hükmettikleri kitlelerin veya çözmek zorunda oldukları zorlukların üstesinden gelmek için değil! Tamamen kişisel  hırs ve beklentileri uğruna...

Adolf  Eichmann, çarpıcı bir örnek olarak karşımızda duruyor. Eichmann yalana inandı ve çok çalıştı...  Bambaşka bir amaçla, tıkır tıkır, neredeyse sıfır hatayla işleyen devasa bir tren hattını kusursuza yakın işletti... Bir eli telefonda, bir eli kağıt ve kalemde... Günlerce, haftalarca, aylarca... Verimlilik tarihine damga vuracak bir başarıya imza attı... Dönem koşulları içerisinde kendisine sunulan müthiş bir kariyerin hakkını verdi... Tipik Alman mantığı ile çalışkan bir makine gibi çalıştı... Fakat işine inancı o kadar büyüktü ki; sonuçlarını hiç sorgulamadı. 1940’lı yıllarda onun yönettiği tren hatlarında çalışan vagonlarla milyonlarca insanın gaz odalarına taşındığını hiç düşünemedi... 

Adolf Eichmann Arjantin’de yakalanıp mahkemeye çıkarıldığında, herkesin beklediği sadist duygulara sahip adamın aksine, hiç düşünememiş bir adam vardı...

Yalan ve aldatmaca üzerine konuşulabilecek sayısız tarihsel olayın bize gösterdiği genellemeler sanırım Covid-19 sonrası da öngörülen sonuçlar yüzünden değişecek... Gerekli gereksiz birçok gerçeğin saklanma süreleri kısalacak gibi duruyor. Siyaset, bilim, sanat, ekonomi... Toplumların çoğunda  hırs üzerinden, rant üzerinden geçinen pragmatistler daha fazla yalan söyleyemeyecek gibi... 

İnsanoğlu uzun zaman sonra sağlık güvencesini kaybetme riski ile yüzleşti...  Bulunduğumuz  dünyanın gerçekleri ile yüzleşme ve sorgulama başladı. Hem de kitlesel olarak... Böyle bir yorum yapmak yanlış olmaz sanırım... 

Başka bir yazının konusu olacak ama bir not olarak düşmek isterim;

İletişimin ne kadar güçlü bir silah olduğunu tarih bize gösteriyor... Muhtemelen önümüzdeki yazıda bunu tartışırız...

19 Nisan 2020 

Kavaklıdere – Ankara

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.